TEDAVİ ALANLARIMIZ

AĞRI

Topikal ağrı, belirli bir bölgede birçok duruma (örn. yaralanma, travma, ameliyat, burkulma, ezilme, romatizmal hastalıklar) bağlı olarak ortaya çıkan bir histir. Ağrının yeri, şiddeti ve süresi tedavi yöntemleri açısından büyük önem taşımaktadır. Genellikle 3 aydan kısa süren ve aniden başlayan ağrılara akut ağrı adı verilir. Kronik ağrı ise, ağrının başlangıç zamanının net olarak ifade edilemediği fakat uzun süreli olarak devam ettiği bilinen ağrı çeşididir. Ayrıca kişinin daha önceki deneyimleriyle de şekillenerek sosyal ve psikolojik açıdan büyük sıkıntılara yol açmaktadır.

Romatizmal hastalıkların arasında en yaygın görülen durumlar osteoartrit, romatoid artrit ve yumuşak doku hastalıklarıdır.

 

OSTEOARTRİT

Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir ?

En önemli belirtisi ağrı olan ve kıkırdakla birlikte kemiği de etkileyen ve en yaygın görülen romatizmal eklem hastalığıdır. Osteoartrit (OA), fiziksel özürlülüğün en önemli nedenlerinden biridir. Boyun, omurga, kalça, el, diz ve bilekleri tutabilir.

OA ortalama olarak 30 yaş altındaki bireylerde %1, 40 yaş üzeri bireylerde %10 ve 60 yaş üzeri bireylerde %50 sıklığında görülür. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre 65 yaş üstü erişkinlerin kabaca %25’inde OA’ya bağlı ağrı ve fonksiyon kaybı vardır.  Toplumda yaşlı bireylerin sayısının giderek artması nedeniyle özellikle büyük eklem OA’sı olmak üzere OA önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir1.

 

Osteoartrit Nasıl Oluşur?

Osteoartrit, kemiklerin uçlarında bulunan kıkırdakların zaman içerisinde bozulmasıyla ortaya çıkar. Kıkırdak, eklemler hareketlerinde sürtünmeyi engellemeyen sert ve kaygan bir dokudur. Osteoartritte bu kaygan doku sertleşmeye başlar. Sonuç olarak, kıkırdak tamamen yıpranırsa kemikler birbirine sürtmeye başlar2.

Osteoartritin Risk Faktörleri Nelerdir?

-        Yaş: OA hemen her yaş grubunu etkilemekle beraber, erkeklerde 50, kadınlarda 40 yaşın üzerinde dramatik olarak artar.

-        Cinsiyet: Özellikle diz ve el eklemlerini tutan osteoartrit kadınlarda daha sık ve ağır görülür. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hormonlar, genetik yapı ya da diğer nedenler etkili olabilir.

-        Obezite: Obezitenin osteoartrit için bir risk faktörü olması ekleme göre değişir. Birçok insanda özellikle diz ve kalçada gelişen osteoartritin en önemli nedenidir. Ekleme aşırı yük binmesi, osteoartritin hızlı gelişmesine ve ağır seyretmesine sebep olur.

-        Genetik yapı: Kemik kitlesi normal sınırların üzerinde olması yaşlı kadınlarda osteoartrit için bir risk faktörüdür.

-        Mesleki zorlanmalar: Yoğun iş gücü gerektiren tekstil işçileri, gemi çalışanları ve marangozlar risk altındadır.

-        Spor aktiviteleri: Bazı spor dalları (futbol, voleybol, bisiklet, güreş) eklemler üzerindeki OA riskini arttırmaktadır2.

 

Osteoartritin Belirtileri Nelerdir?

Eklemi kullanma ile ilişkili ağrı (istirahat ve gece ağrısı), şişlik, eklem sertliği, hareketsizlik sonrası eklem katılığı (sabah tutukluğuna benzer 30 dakikadan kısa), fonksiyonel kısıtlılık ve engellilik (sosyal aktivitelerde azalma) belirtiler arasındadır.

Belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri olabildiği gibi, uzun süren şikayetsiz dönemler de görülebilir.

 

Osteoartritte Tanı Nasıl Koyulur?

Laboratuvar bulguları hastalıkla ilgili kesin bilgi vermediği için tanı, klinik değerlendirmeye dayalıdır. Görüntüleme yöntemler (bilgisayarlı tomografi, ultrasonografi) de tanıyı tamamlayıcı olmaları açısından önemlidir.

 

Osteoartritin Tedavisi Nasıldır ?

Uygun tedavi ile OA'li hastalar büyük ölçüde rahatlatılabilir ve hayat kaliteleri ile fonksiyonel durumları düzeltilebilir.

Tedavide temel amaç hastanın ağrı ve semptomlarının kontrol edilerek hayat kalitesinin artırılması, eklem fonksiyonlarının korunması ve iyileştirilmesi, sakatlıkların önlenmesi ve hastanın eğitilmesidir. Tedavi planlanırken hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ağrının cinsi (kronik veya akut) göz önünde bulundurulmalıdır.

Diyet : Kilo probleminin çözülmesi eklemlere binecek yükü hafifleterek harabiyeti azaltacaktır. 

İstirahat: Hasar görmüş eklemin kullanımının azaltılması gerekmektedir. 

Sıcak / soğuk kompres: Sıcak ağrılı bölgedeki ağrı eşiğinin azaltarak yararlı olurken soğuk, özellikle yumuşak doku zedelenmesinde inflamasyonlu bölgede rahatlatıcı etki gösterir 

İlaç Tedavisi: Osteoartritte ağrı ve tutulumun tedavisinde analjezikler ve non-steroidal anti-anflammatuvar ilaçlar (NSAİ) kullanılır. Eklem içine uygulanan hiyaluronik asitin de 6 aya kadar ağrıyı azalttığı bildirilmiştir.

Fiziksel tıp ve rehabilitasyon yaklaşımı da ağrının giderilmesi, fonksiyon kaybının azaltılması, ve fiziksel bozukluğu azaltmak için yardımcı tedavi olabilmektedir3.

 

Romatoid Artrit  (RA) Nedir ?

Romatoid artrit (RA), birçok eklemi aynı anda tutabilen, kronik, sistemik ve iltihabi bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Eklem tutulumu, şekil bozukluğu yaparak zaman içinde önemli sakatlıklara yol açabilmektedir. Tüm dünyada toplam nüfusun yaklaşık %0.5 – 1 kadarının bu

hastalığa tutulduğunu gostermektedir. En çok 35–60 yaşlarında başlamakta ve kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir.

 

Romatoid Artrit Nasıl Oluşur?

Bağışıklık sisteminin, sinovyum adı verilen eklemlerin etrafını saran zara saldırması sonucu meydana gelir. Bu iltihap, zarda incelmeye ve zaman içerisinde eklem içindeki kıkırdak ve kemiğin aşınıp bozulmasına sebep olur. Eklemi bir arada tutan tendon ve ligament olarak adlandırılan bağlar zayıflar ve gerilir. Sonunda eklem yapısı şeklini ve dizilimini kaybeder. (mayoclinic)

Romatoid Artritin Risk Faktörleri Nelerdir?

Bugüne kadar kesin bilgiler olmamakla beraber, hastalığın başlangıcında virüs ya da bakterilerin rol aldığı düşünülmektedir. Vücudun bir enfeksiyonla karşılaştığı zaman hastalığın ortaya çıktığı öngörülmektedir.

Hastalık aynı aile içinde birden çok kişide görülmektedir. Örneğin, birinci derece akrabaları arasında bir romatoid artritli bulunan bir kişide romatoid artrit gelişme riski, genel topluma göre 16 kez artmış bulunmaktadır. Bu yüzden genetik faktörlerin de önemli olduğu bilinmektedir.

Yapılan çalışmalarda romatoid artritin kadınlarda erkeklere oranla daha fazla olduğu görülmüştür. Bu açıdan hormonal faktörlerin etkisi olabileceği düşünülmektedir.

Hastalık herhangi bir yaşta olabileceği gibi, genellikle 40 yaşın üzerindekilerde daha fazla görülür. 

Sigara ve kahve tüketiminin romatoid artrit ile ilgisi olduğu belirtilmektedir4

 

Romatoid Artritin Belirtileri Nelerdir?

Hastalık ilk aşamada küçük eklemleri (el ve ayak parmakları eklemleri gibi)  tutar ve aniden başlar. Eklemlerde sıcaklık, şişlik ve ağrı gözlenir. Sabah kalkıldığı zaman hareketsizlik veya hareket kısıtlılığı (sabah tutukluluğu), zamanla daha fazla eklemin tutulması ve iltihabın devam etmesi sonucunda yorgunluk, halsizlik, ateş, gece teri ve muhtemelen kilo kaybı gibi genel belirtiler izlenir. Ağır seyreden hastalarda ilave olarak göz, kalp, kalp zarı, akciğer, akciğer zarı, sinirler ve kan damarları gibi diğer organlar da hastalığa iştirak edebilir. Eklemlerdeki tutulma simetriktir.

 

Romatoid ArtritTanısı Nasıl Koyulur?

Erken ve doğru teşhis, hastalığın sebep olduğu tahribatı engellemek açısından çok önemlidir. Fiziksel muayenede, 6 haftadan daha fazla süren üç veya daha fazla eklemde sertlik, şişlik, en az 1 saat süren sabah tutukluğu gibi kriterler temel alınır. Kan tahlilinde iltihap bulguları ve romatoid faktör değeri incelenir. Görüntüleme yöntemleri de hastalığın seyri hakkında bilgi vermektedir.

 

Romatoid Artritin Tedavisi Nasıldır ?

Romatoid artrit için kesin bir tedavi yoktur. Erken tanı sonucu; ilk iki üç ayda tedavisine başlanan hastada, hastalığın ilerleyişi durdurulup kalıcı eklem hasarları engellenmiş olur. İlaçlar iltihabı azaltır, ağrıyı keser ve eklem harabiyetini yavaşlatır. Eğer eklemlerde ciddi harabiyet mevcutsa, ameliyata ihtiyaç duyulabilir.

Tedavi her hasta için bireysel olarak planlanmalıdır. Romatoid artritli hastalara ve yakınlarına hastalık hakkında bilgi ve eğitim verilmeli, hastaların sosyal destek almaları sağlanmalıdır.

Eklem ağrısı ve sabah tutukluğunu gidermede oldukça etkili olan non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) sıklıla tercih edilmektedir. İkinci basamak ilaçlar ise, hastalığın seyrini değiştirdiği kabul edilenlerdir. Steroidler, iltihabı ortadan kaldırırlar fakat yan etkileri dolayısıyla uzun süre kullanılamazlar. Bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar

RA tedavisinde kullanılan ilaçlar, birinci ve ikinci basamak ilaçları olarak adlandırabilir. Birinci basamak ilaçların temelini eklem ağrısı ve sabah tutukluğunu gidermede oldukça etkili olan nonsteroid anti inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) oluşturmaktadırlar. İkinci basamak ilaçlar ise, hastalığın seyrini değiştirdiği kabul edilenlerdir (DMARD = Disease Modifying Anti Rheumatic Drugs). Bu ilaçlar uygun şekilde kullanıldıklarında hasarların ortaya çıkışını önler veya yavaşlatır. Etkileri daha geç ortaya çıksa da, ilaç tedavisi kesildikten sonra da devam edebilmektedir. Tedavi başlangıcında hangi ilacın kullanılacağı doktor tarafından karar verilmelidir. Sıcak su terapileri, masaj gibi alternatif yöntemlerin de fayda sağladığını dair görüşler vardır5,6.

 

Romatoid Artritte Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu hastalığa sahip insanların, ilaç tedavilerinin yanında yaşam tarzlarının da büyük etkisi vardır. Kronik bir hastalıkla yaşamayı öğrenmek, günlük ve iş hayatında karşılaşılabilecek zorluklara hazırlıklı olmak adına psikolojik destek almak, hastalığı kabullenebilme aşamasında önemli bir rol almaktadır.

Vücuda çok yüklenilmeden düzenli ve uygun yapılan sporlar (yüzmek, jimnastik, dans gibi) hem hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, hem de bağışıklık sistemini güçlendirerek stresle mücadele edilmesini sağlar.

Fazla kilolu hastalarda sağlıklı ve dengeli beslenme, kilo kaybı ile birlikte özellikle alt ekstremitelere eklemlere binen yükü hafifletmeye yardımcı olur.

Yumuşak Doku Hastalıkları

Yumuşak Doku Hastalıkları Nelerdir?

Genellikle sporla ilgilenen bireylerde olduğu kadar, çalışan, aktif bireylerde de meydana gelebilen, kemik dışındaki dokuların (kas, tendon, ligament) yaralanmalarıdır. Kas-iskelet sistemi yaralanmaları, toplam ayakta tedavi gören hastaların %3’ünü oluşturmaktadır. Sık görülen yumuşak doku hastalıkları aşağıdaki gibidir:

Tendinit: Kasları kemiklere bağlayan tendonların iltihaplanmasına denir.

Tenosinovit: Tendonun etrafını saran tendon kılıfının iltihabıdır.

Tenovajinit: El ya da parmaklarda görülebilen tendon kılıfının iltihabıdır.

Bursit: Eklem etrafında bulunan kemikler, tendonlar ve kaslar arasında yastık görevi göre ve basınç noktalarında bulunan küçük sıvı dolu keseciklerin (bursa) iltihabıdır. Ağrılı, şiş ve hareketi zorlanmış eklem görülmektedir.

Periartrit (donuk omuz sendromu): eklemi saran eklem kapsülün ve kapsülün etrafındaki dokuların iltihabıdır.

Burkulma: Kasları kemiklere bağlayan ligament adı verilen bağlarda meydana gelen yırtılma veya gerilme sonucu oluşmaktadır. Genellikle ayak bileğinde oluşur.

Gerilme: Kas veya tendonun gerilmesi veya yırtılmasıdır.Genellikle sırtta ve belde oluşur.

Kontüzyon (ezilme): Bir darbe sonucu, deri ve deri altındaki damarların yararlanması ile sızma şeklinde kanamaların oluşmasıdır. Ağrı, şişlik ve renk değişimi gözlemlenir.

 

Yumuşak Doku Hastalıkları Nasıl Oluşur?

Vücudun tamamının veya bir bölgesinin, normalden fazla bir kuvvetle karşılaşması sonucunda, dayanıklılık sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkar.

 

Yumuşak Doku Hastalıklarının Risk Faktörleri Nelerdir?

Spor yaralanmalarının sebepleri arasında yorgunluk ve aşırı yüklenme, önceden geçirilmiş ve tam tedavi edilmemiş yaralanmalar, soğuk, aşırı gerilme ve enfeksiyon gibi etkenlere bağlı gelişen kas ve eklem sertlikleri, geçirilmiş yaralanma veya eğitimsizlik nedeniyle oluşan kas zayıflıkları, kaslar arası güç dengesizliği, spor araç ve gereçlerinde yetersizlik, bedensel hazırlığın tam olmaması, ısınma eksikliği, spor dalının sporcuya uygun olmaması, yetersiz teknik, ruhsal yönden hazır olmama, aşırı rekabet, yarışmalı sporlar ve hastalıklar gibi faktörler sayılabilir7.


Yumuşak Doku HastalıklarınınBelirtileri Nelerdir?

Yumuşak doku hastalıklarında genellikle ağrı, şişlik, kızarıklık, hareket kısıtlılığı, renk değişimi, sertlik, yorgunluk ve hassasiyet gözlenmektedir.

 

Yumuşak Doku HastalıklarınınTanısı Nasıl Koyulur?

Öncelikle klinik muayene ile değerlendirilmeye çalışılır. Hastaya yaralanmanın oluşuyla ilgili sorular sorarak detaylı bilgi alabilmek, tanının konması için yeterli bile olabilir. Doktor tarafından yaralanmanın olduğu bölge ile ilgili manevralar ve elle dokunarak yapılan muayene (palpasyon)  büyük oranda bilgi vermektedir. Klinik muayenenin yetersiz kaldığı, bulguların laboratuvar verileriyle desteklenmesi gereken, olaya komşu dokuların katılımından şüphe edilen, takip gerektiren durumlarda; özellikle de yaralanmanın derecesinin muayene ile net teşhis edilemediği durumlarda radyolojik tetkiklere başvurulur. Röntgen, ultrasonografi, magnetik rezonans (MR) görüntüleme uygulanan tetkiklerdir.

 

Yumuşak Doku HastalıklarınınTedavisi Nasıldır?

İlk müdahale yaklaşımı ingilizce PRICES kısaltması ile ifade edilir ve uygulanması tedavi süresinin kısaltılması ve iyileşmenin kalitesi için çok önemlidir8. (P: protect, R: rest, I: ice, C: compression, E: elevation, S: support)

P (Koruma): Amaç, yaralanmış bölgede yeni bir yaralanmanın oluşmaması ve yaralanmanın seviyesinin artmaması için yaralanan dokuyu korumaya almaktır.

 

R (İstirahat): İstirahat etmesi ve yaralanan bölgenin istirahat pozisyonuna alınması sağlanır. Hareket ile oluşabilecek daha ileri hasar önlenir.

I (Soğuk uygulaması): Bu uygulamadan asıl olarak beklenen, metabolizma hızının düşürülmesi, kan akışının azaltılması, enflamasyonun sınırlandırılması, ağrı kontrolü, şişliğin sınırlandırılmasıdır. Yaralanmanın oluştuğu bölgeye 1-2 saat arayla 15-20 dakikalık buz (soğuk) uygulaması yapılır. En sık kullanılan soğuk uygulama yöntemleri buz torbası, cold pack (donmuş jel paketi), buz friksiyonu, buzlu suya daldırma, soğuk kompresyon cihazları ve soğutucu spreylerdir. Bütün bu soğuk uygulamalarının lokal. Buz direkt deriye temas etmemeli, ıslak bir havlu içinde olabildiğince küçük parçalar halinde sarılarak uygulanmalıdır.

C (Kompresyon): Dışarıdan basınç uygulaması şeklinde ifade edilir, kriyoterapi ile birlikte uygulanabildiği gibi tek başına uygulandığında da yarar sağlamaktadır. Kompresyonun yaratacağı mekanik etki hem yaralanmanın büyümesini engellemede hem de iyileşmenin hızlı ve kaliteli olmasında yardımcı olmaktadır

E (Yükseltme): Yaralanmış uzuvlar, kalp seviyesinden biraz yukarı kaldırılarak yerçekimi kuvvetinin etkisinden yararlanılır. Böylelikle hem oluşacak ödemin şiddeti düşürülmüş hem de yaralanmış dokuda yerçekimine bağlı oluşabilecek ekstra sıvı birikimi engellenmiş olur.

S (Destek): Bölgenin korunmasının devamlılığını sağlamak amacı ile teypleme, breys, splint ve atel gibi destek malzemeleri kullanılmasıdır8

 

Referanslar

1.    Bodur H.  Dünyada ve Türkiye’de osteoartrite güncel bakış; epidemiyoloji ve sosyoekonomik boyut. 14 / Özel Sayı 1 / 2011 (7-14). Turkish Journal of Geriatrics Supplement 4, 2011.

2.    http://www.mayoclinic.com/health/osteoarthritis/DS00019

3.    Sarıdoğan ME. Osteoartrit. Romatolojik Hastalıklar. Sempozyum Dizisi No: 34, 2003, 11-18.

4.    Akar S. Romatoid Artrit Epidemiyolojisi. Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2006, 2(25):1-6.

5.    Hamuryudan V. Romatoid Artrit. Romatolojik Hastalıklar. Sempozyum Dizisi No: 34, 2003, 19-29.

6.    Ataman S. et al. Romatoid Artritin Tedavisi: Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği Uzlaşı Önerileri. Turk J Rheumatol 2011;26(4):273-294.

7.    Sakallı FM. Sporda Sporcuların Yaralanması ve Risk Faktörleri. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, Cilt:3, Sayı:7 (2008)

8.    Bayraktar B,  Yücesir İ. Yumuşak Doku Yaralanmaları, İyileşme Süreci ve Tedavi Yaklaşımları. Klinik Gelişim. 60-67.