THREATMENT AREAS

RESPIRATORY

[ENG]

Astım, hava yollarının ataklar (krizler) halinde gelen tıkanmaları ile kendini gösteren bir hastalıktır.

Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler.


Astımda hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihap vardır. Bu nedenle hava yolu duvarı şiş ve

ödemlidir. Bu durum akciğerlerin uyaranlara aşırı duyarlı olmasına neden olur. Toz, duman koku gibi

uyaranlar ile hemen öksürük, nefes darlığı ve göğüste baskı hissi gibi yakınmalar ortaya çıkar. Krizde

hava yollarını saran kaslar (adeleler) kasılır, ödem ve şişlik artar, ilerleyen iltihapla birlikte hava yolu

duvarı kalınlaşır. Hava yollarındaki salgı bezlerinden kıvamlı bir müküs (ifrazat-balgam) salınır. Tüm

bunlar hava yollarını önemli ölçüde daraltır ve havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Bu durum

kendini artan öksürük, nefes darlığı, hırıltı, hışıltı ile kendini gösterir. Astım her yaştan bireyi

etkileyebilen ve kontrol altına alınamadığında günlük aktiviteleri ciddi olarak sınırlayabilen kronik

(müzmin) bir hastalıktır.


Belirtiler, Öksürük (genellikle kuru, yani balgamsız), nefes darlığı, göğüste baskı hissi ve hırıltılı-hışıltılı

solunum gibi belirtiler olur. Belirtiler tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelir. Genellikle gece veya

sabaha karşı ortaya çıkar. Kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelir.Bireye göre değişen bazı nedenler

belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Belirtiler mevsimsel değişiklik gösterebilir

Tedavi, Astım tedavisinin amacı hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihabın ilerlemesinin

engellenmesi ve iyileştirilmesidir. Bu hedeflere ulaşabilmek için tedavinin bileşenlerini aşağıdakiler

oluşturur:

•Hasta/hekim işbirliğinin geliştirilmesi,

•Risk faktörlerine maruziyetin tanımlanması ve azaltılması,

•Astımın değerlendirilmesi ve tedavisi, eşlik eden hastalıkları ortaya konması ve tedavisi, tıbbi

tedavinin izlenmesi

Astım tedavisinde kullanılan ilaçların hemen tümü nefesle alınan ilaçlardır. Bu şekilde ilaç akciğere

daha hızlı, istenilen dozda ulaşır ve yan etkilerinden kaçınılmış olur. Kullanılan ilaçlar iki gruptur:

•Astımı Kontrol edici ilaçlar: Esas olarak hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihap üzerine etkili

ilaçlardır. Bu ilaçların etkileri yavaş ortaya çıktığından ve kesildiğinde iltihap tekrar ettiğinden astım

hastalığının kontrol altında tutulabilmesi için her gün ve uzun süreli (doktor tarafından kesilene

kadar) kullanılması gereklidir.

•Rahatlatıcı ilaçlar: Kullanıldığında hızla etki ederek hava yolundaki kasların kasılmasını azaltan, hava

yollarını genişleten ve buna bağlı belirtileri (nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste baskı hissi)

gideren ve düzenli değil sadece gerektiğinde kullanılan ilaçlardır.


KOAH [Kronik (Müzmin) Obstrüktif (Tıkayıcı) Akciğer Hastalığı], nefes yollarında mikroplarla

oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır.

Bu hastalık özellikle sigara dumanı ve diğer zararlı gaz ve parçacıklara bağlı olarak gelişen

havayollarının mikrobik olmayan iltihabı sonucu oluşur. Bu iltihap, akciğerdeki küçük hava

odacıklarının harabiyeti (amfizem) sonucu hava yollarının daralmasıyla 40 yaş ve üzerinde ortaya

çıkar. Hava yollarında daralma ve akciğerin en küçük birimi olan hava kesecikleri (alveol)’ ndeki

harabiyet giderek artar. Normalde balon gibi esnek olan genişleyip-daralabilen havayolları bu

özelliğini yitirir. Genişlemiş hava keseciklerine giren havanın çıkması zorlaşır, daha da şişmeye başlar.


Hava keseciklerindeki bu değişiklikler anormaldir ve kalıcı olur. Bu bulgular “Amfizem’’ olarak

adlandırılır.


KOAH’ta ayrıca küçük havayolları mikrobik olmayan iltihap nedeniyle şişer, balgam üreten bezlerin

aşırı çalışması sonucu balgam miktarında artış olur. Daralan havayollarından havanın geçişi güçleşir.

Bu bulgular ise “Kronik bronşit’’ olarak tanımlanmıştır.


KOAH tanımı içinde “Kronik Bronşit” ve “Amfizem” birlikte yer alır. Sonuç olarak nefes darlığı

ve/veya kronik öksürük ve balgam çıkarma gibi şikayetlere neden olur. Hastalığın ilk aşamalarında

ortaya çıkan öksürük yakınması aslında hastalığın ilk belirtisi olmasına rağmen genellikle bu şikayet

“sigara içimine” bağlanır ve hasta daha geç doktora başvurur. Hastalık bu ilk aşamada saptanabilirse,

hastalığın ilerlemesi durdurulabilir.


SİGARA İÇİMİ EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜDÜR!!


Pasif Sigara İçiciliği: Sigara içmeyenlerin, özellikle de çocukların sigara içilen bir ortamda dumana

maruz kalmasıyla, bu kişilerde ileri yaşlarda astım ve KOAH başta olmak üzere solunum sistemi

hastalıkları görülür. Haftada 40 saatten fazla ve 5 yıldan uzun süreli sigara dumanı maruz kalmanın

KOAH gelişim riskini % 50 oranında artırdığı bilinmektedir.


Meslek Nedeniyle Toz, Duman ve Çeşitli Gazların Solunması: Maden ve metal işçiliği; odun, kağıt

imalatında çalışanlarda; çimento, tahıl ve tekstil işçiliğinde iş yeri ortamında organik-inorganik toz,

duman ve gazlara maruz kalma sonucunda KOAH daha sık görülmektedir. Bu iş kollarında çalışan

kişiler sigara da içiyorlarsa hastalık gelişme riski daha da artmaktadır.


İç Ortam Hava Kirliliği: Ülkemizde özellikle sigara içmeyen kadınlarda; ısınma ya da yemek pişirme

amacıyla çalı, çırpı ya da tezek yakmak ve bunların dumanına maruz kalmak KOAH gelişimine neden

olur.


Hava Kirliliği:Kentlerdeki hava kirliliği hem KOAH’a hem de bu hastalığın alevlenmesine neden olur.


Cinsiyet: Erkeklerde sigara kullanımının sıklığı ve mesleki olarak çeşitli toz, duman ve gazları

solumalarına bağlı olarak hastalık daha sık görülmekteydi. Son yıllarda kadınlarda sigara içiminin

yaygınlaşmasıyla kadınlarda da KOAH hızla artmaktadır.


Alfa-1 antitripsin adlı bir vücut proteini eksikliği: Hastaların yaklaşık %1’inden az bir kısmında,

genetik olarak bu proteinin eksikliği sonucu KOAH gelişir. Bu kişilerde sigara kullanımı hastalığın

gelişimini hızlandırır ve hastalık 30-40’lı yaşlarda ortaya çıkar. Kalıtsal olan bu eksiklik, KOAH

gelişimine neden olduğu bilinen tek genetik bozukluktur.


Sosyoekonomik Durum:Düşük sosyoekonomik koşullarda yaşayanlarda akciğer fonksiyonları daha

düşük olduğundan KOAH gelişimi hızlıdır.


KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH’lı bir

hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Sigara bağımlılığı

tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, grip ve

zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin

önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü

sonuçlarının önlenmesinde önemli bir adımdır. Yeterli bir fiziksel aktivite için ağır egzersizlere gerek

yoktur, haftanın çoğu günleri yapılan orta yoğunluktaki fiziksel aktivite yeterlidir. Herkesin

yapabileceği bir aktivite olan yürüyüş, düzenli fiziksel aktivitenin sağladığı hemen tüm yararları

sağlayabilmektedir. Sağlığın iyileştirilmesi ve korunması için haftanın en az beş günü, günde en az 30

dakika süre ile orta yoğunlukta fizik aktivite (örneğin yürüyüş) önerilmektedir.